Psikolojik Danışmanlık Özel Mavi Aile Danışma Merkezi

      Hayat boyu karşılaşılan problemlerle daha yapıcı bir şekilde başa çıkabilmek için yaşanılan süreçtir. Hayatımız boyunca pek çok zaman problemlerle karşılaşabilir, kendimizi mutsuz, huzursuz, endişeli gibi olumsuz duygular içinde hissedebiliriz. Ancak terapi arayışı, yaşanılan sıkıntılar artık hayat kalitemizi düşürmeye başlayınca başlar. Kimi zaman yıllardır değişmeyen iş, bitirilemeyen bir ilişki gibi uzun zamandır yaşanılan bir durum, kimi zaman da sevilen birinin ölümü, iş kaybı, terk edilme gibi ani yaşanan kriz durumları yaşam kalitemizi azaltabilir ve bir terapiste ihtiyaç duyabiliriz.

      Terapi süreci zor bir dönemden geçerken destekleyici bir süreç olarak görülebilir. Ya da yaşanılan durum karşısında kişiye farklı bakış açıları sunarak kişinin kendi hakkında bilmediği ya da daha önce kurulmamış bağlantıları kurdurarak kendisinde tanımadığı özellikleri ile tanıştırabilir.

      Terapinin olumlu bir süreç olarak yaşanması için en temel ihtiyaç güven ortamının kurulmasıdır. Bunun için terapist danışan arasındaki ilişkinin sağlam temellere oturması gerekir. Konuşulacak konuların gizlilik ilkesi altında terapi odasında iki kişinin arasında kalacağının bilinmesi, düzenli olarak yapılacak görüşmeler güven ortamı için gereklidir.

      Çocuklar da en az yetişkinler kadar yaşam olaylarından etkilenmektedirler. Bu olaylar bazen çocukların psikolojik gelişimlerinde aksamalara neden olmakta hatta bazen uzun yıllar devam edecek izler bırakabilmektedir. Okula başlama, kardeş doğumu, anne-baba ayrılığı, taşınma, aile içi şiddet, istismar, bir yakının kaybı vb olaylar çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilemekte, çocuklarda davranışsal sorunlara ve uyum sorunlarına neden olabilmektedir.

      Çocuklarda yaşanan temel sıkıntılara bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal belirtilerin dikkatlice takip edilmesi önemlidir. Çünkü çocuklar yaşadıkları sorunları genellikle yetişkinlerden farklı belirtilerle ortaya koymaktadırlar. Sorun bazen dikkat sorunu gibi, bazen tırnak yeme, alt ıslatma gibi görülmektedir. Çocuklardaki bu tip ruhsal belirtiler her zaman birbirlerini taklit ederler. Gerek bilinen nedenlerle ortaya çıkan belirtiler gerekse bilinmeyen bir sebepten ortaya çıkan belirtiler her zaman psikolojik bir bakışı ve desteği gerektirir. Bu desteğin sorun şiddetlenene kadar bekletilmemesi, problemin küçükken ortadan kaldırılması hem daha kolay hem de daha etkili olmaktadır.

      Psikolojik destek seanslarında öncelikle çocuğun iç dünyasını yansıtmasına olanak veren yöntemlerle problemin kaynağı araştırılır. Bu yolla çocuğun psikolojik gelişim özellikleri tanınır ve problem çözme becerileri geliştirilerek örseleyici yaşam olayları sonucunda ortaya çıkan problemlerle baş etme gücü kazandırılır. Çocuklara psikolojik destek vermek aynı zamanda anne-baba ve –eğer okula gidiyorsa- öğretmen/okul ile de işbirliğini gerektirir. Bu nedenle belli aralıklarla anne-baba ile de görüşmeler yapılır ve onların çocuklarıyla ilişkide dikkat etmeleri gereken yönler ele alınır.

      Ayrıca anne-babalar da genellikle var olan sorunla baş edebilmeleri ve sorunun çözümüne katkıda bulunabilmeleri için temel pedagojik ilkeler doğrultusunda yönlendirilirler. Anne-babalar doğumdan itibaren pedagojik rehberliğe ihtiyaç duyabilirler. Bazen bebeğin huzursuzluğu, yemek, uyku problemleri, bazen de ilk bebeklik döneminde ortaya çıkan bazı uyum problemleri anne-babaları çaresiz kılmaktadır. Bu durumda da bebeklerin gelişim dönemlerine uygun olarak değerlendirilmeleri ve yine temel pedagojik ilkeler ışığında anne-babalara bebekleri için en uygun yöntem konusunda rehberlik edilmesi daha ileriki dönemde ortaya çıkabilecek problemleri önleyici nitelikte olmaktadır.

      Ana Hatları İle Ergenlik

      Ergenlik dönemi çocukluktan yetişkinliğe doğru gidişte bir geçiş dönemi olarak tanımlanabilir. Bu dönemde fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal açıdan ergenlerin gelişimlerinde farklılıklar görülmeye başlanır. Ergenlik dönemi öncesinde "erinlik" ya da "ön ergenlik" olarak tanımladığımız, fizyolojik değişikliklerin göze çarptığı bir dönemden de bahsetmek gerekir. Erinlik dönemi çocuğun fiziksel olarak cinsel olgunluğu kazanmaya başladığı bir dönemdir. Yine bilişsel gelişim açısından bakıldığında, mantıksal düşünmenin yetişkinler düzeyine yaklaştığını, kişisel görüşlerini bildirme, varsayımlar ileri sürme ve bunları deneme becerilerinin gelişmeye başladığı görülür. Bu dönemdeki fiziksel büyüme ve bilişsel gelişimin yanı sıra sosyal ve duygusal gelişimde de gözle görülür farklılıklara rastlanır. Ergenliğe doğru gidildiğinde gelişim özelliği olarak karşımıza çıkan kimlik arayışı kendini sosyal ilişkilerde yoğun olarak gösterebilmektedir. Ergen için arkadaş edinme, bir gruba dahil olma, bir statü kazanma, arkadaşları tarafından kabul edilme ve beğenilme önemli bir yer tutar. Aile üyelerinden uzaklaşmaya başlaması anne, babalar için endişe verici olarak görülebilmektedir. Ancak anne babayı eleştirme, bağımsızca kararlar verebilme, kendi bireysel farklılıklarını ortaya koyabilme ve kabul edilmesini isteme davranışlarına ergenlik döneminde sık rastlanabilmektedir. Bu dönemde yakın arkadaşlıklar ortaya çıkar ve genelde arkadaşlarını kendi cinsiyetlerinden seçerler. Karşı cins tarafından beğenilmek önem kazanmaya başlar. Aile ortamında yaşanabilen çatışmalar nedeniyle değerli olma ve kabul edilme duygularını arkadaş ilişkilerinde aramaya çalışabilirler.

      Ergenlik döneminde gözlenen farklı duygusal tepkiler birçok faktörden de etkilenebilmektedir. Aile içi ilişkiler ve aile tutumları, okul başarısı, arkadaş ilişkileri, cinsiyet, zihinsel performans ve bedensel gelişim bu faktörler arasında sayılabilmektedir.

      Ergen Danışmanlığı

      Ergenlik dönemi çocukluktan ayrılmayı ve kendini oluşturabilme sürecindeki sancıları içerdiği için hem ergen hem de ailesi adına zorlu bir süreçtir. Ergenlerin bir kısmı bu dönemi fazla sorun yaşamadan atlatırken, kimi ergen içine kapanarak ailesinden uzaklaşır, kimisi de saldırganlaşarak, içinde yaşadığı toplumun kurallarına karşı çıkar. Bahsedilen son iki durumda da aileler, çocuklarındaki bu değişimi anlamlandırmakta zorlanabilir ve onlara nasıl davranmaları gerektiği konusunda şaşkınlık yaşayabilirler.

      Ergenlerle yapılan danışmanlık çalışmalarında anne-baba çalışmanın önemli bir parçasıdır. Görüşmelerin büyük çoğunluğu ergenle yapılsa da, hedeflenen etki tüm aile sistemi üzerindedir. Çoğu zaman anne-baba için çocuklarının niye bu şekilde davrandığını anlamak bile rahatlatıcı olabilir ve ebeveyn-ergen ilişkisini olumlu etkiler.

      Ergen danışmanlığında amaçlanan, anne-babanın, aile dinamikleri ve bu dinamiklerin ergeni nasıl etkilediğini anlamak konusunda içgörü kazanması ve ergenin, kendini anlama ve oluşturma sürecine destek vermesini sağlamaktır.

© 2013 | Design by Görsel Sunum