Ne Zaman Başvurulmalı Özel Mavi Aile Danışma Merkezi
Feature image
      
0-6 Yaş Çocuk ve Anne Babaları Ne Zaman Uzman Yardımına Başvurmalıdır ?


      Doğum Öncesi

      Doğum öncesinden itibaren uzman yardımına gereksinim duyulan zamanlar olabiliyor. Özellikle anne adayı bebek beklediğini öğrendiği andan itibaren çok farklı ve değişken duygular yaşayabiliyor. Bu mutlu haber sağlıklı bir bebek dünyaya getirmekten bakımına, "iyi" anne baba olmaktan eğitimine varan bir dizi endişeleri de beraberinde getiriyor. Kariyer sahibi anne adayları bunlara ek olarak iş ve sosyal hayatlarında oluşacak değişiklikler, bebeğe kimin bakacağı, bebekten ayrı kalmanın üzüntüsü gibi kaygılar da yaşıyor. Doğumla birlikte eş ve ev/iş kadını rollerine yepyeni bir rol daha katılıyor.

      Annelik Rolü

       Bu yeni role alışma ya da alışamama durumu annenin bebeği ile olan ilişkisini de belirleyen bir faktör. Yeni duruma çabuk adapte olan anneler bebekleriyle daha yakın ve sıcak ilişki kurabilirken uyum sağlamakta zorlanan anneler daha mesafeli ilişki kurabiliyorlar. Annelik rolüne alışmaya ya da alışamamaya neden olan faktörlerden birisi de hamileliğin beklenen ve istenen dönemde gerçekleşip gerçekleşmediği. Beklenen dönemde gerçekleşen hamileliklerde anne baba adayı zaten anne baba olmaya kendilerini hazırlıyorlar. Evliliğin temellerinin sağlam olması, yeni rolleriyle birlikte düzenlerinde ve bütçelerinde oluşacak değişiklikleri, zaman ve enerjilerinin çoğunu bebeğin alacağını öngörüp kabul etmek, bebeğin bakımı, gelişimi, eğitimi ve büyütürken karşılaşılacak sorunların çözümü konusunda bilgi sahibi olmak anne babalığa hazır olmak anlamına geliyor. Yaşanan tüm kaygıların paylaşılması, hamileliğin getirdiği duygusal değişimler, bebek doğduktan sonra ve işe dönüşte karşılaşılacak sorunlar ve bunların çözümleri konularında uzman yardımı almak hem psikolojik olarak sağlıklı bir hamilelik geçirilmesini hem de eşlerin anne babalık rollerine daha kolay adapte olmalarını sağlar.

      Doğum Sonrası

      Doğum sonrasındaki uzman desteği hem aile içi iletişim, 0–6 yaş dönemindeki dil, motor (hareket), sosyalleşme, özbakım gibi gelişim basamaklarının takip edilmesi ve bu konularda anne babayı bilgilendirme, disiplin ve temel alışkanlıkların kazandırılması gibi genel konularda hem de bu dönemde yaşanan doğumsal, gelişimsel ve yaşamsal konularda olabiliyor. Bir problem olsun ya da olmasın belirli aralıklarla uzmanla görüşmek problemlerin ortaya çıkma olasılığını azaltabilir ya da aza indirebilir.

  • Yeni Doğan Dönemi:
          Bu dönem bebeğin dış dünyaya uyum sağlamaya çalıştığı bir dönemdir. Bebek 9 ay boyunca korunaklı ve rahat bir ortamda büyüdükten sonra kendisini yepyeni ve tedirgin edici bir ortamda bulur. Bu yeni ortama alışma sürecinde beslenme ve uyku düzensizlikleri, sık ağlama ve huzursuzluk görülebilir. Bu konularda uzman yardımı almak anne babanın adaptasyon sürecinde bebeğe yardımcı olmalarını sağladığı gibi sağlıklı anne bebek ilişkisinin de kurulmasına yardımcı olur. Sağlıklı anne bebek ilişkisinde annenin bebeğe ilgi ve sevgisini göstermesi kadar bebeğin de öncelikle anne babasına ve daha sonra çevresindeki tanıdığı kişi ve nesnelere tepki vermesi, göz kontağı kurması, sevgisini göstermesi, sosyal ilişkilere karşılık vermesi gerekir. Bu karşılıklı iletişim becerilerinde görülebilecek aksaklıklara ek olarak ses, ışık, temas gibi fiziksel uyaranlara aşırı tepki verilmesi durumunda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerekir.

  • 1–6 Yaş:
          1 yaştan sonraki uzman yardımı daha çok kural koyma, uyku, beslenme, temizlik ve tuvalet eğitimi gibi temel alışkanlıkların kazandırılması, tırnak yeme, alt ıslatma, parmak emme, çalma, yalan söyleme, korku, öfke ve saldırganlık, tikler, inatlaşma, içe kapanıklık gibi uyum ve davranış sorunları, kardeş kıskançlığı, boşanma, ölüm gibi yaşamsal olaylar ve bu sorunlar karşısındaki anne baba tutumları üzerine olmaktadır.

  • Sağlık Sorunları:
          Doğum öncesinde yapılan tüm ayrıntılı tetkiklere rağmen doğumdan itibaren ya da doğumdan kısa süre sonra bebeklerde diyabet, epilepsi, mide-barsak problemleri gibi devamlı ilaç kullanımını gerektiren kronik bazı hastalıklar görülebiliyor. Bu durum anne baba tutumlarını da etkiliyor. Kronik sağlık sorunları görüldüğünde anne babalar temel alışkanlıkları kazandırmakta ve kural koymakta daha çocuk merkezli davranıyorlar. Bu durumda uzmandan yardım almak hem eşlerin birbirleriyle ve çocukla ilişkilerini düzenlemekte, uygun anne baba tutumlarının yerleşmesini sağlamakta hem de çocuğun kendisini algılayışını (ben hastayım) değiştirmektedir.

  • Gelişimsel Problemler:
          Down Sendromu, otizm, hiperaktivite, yaygın gelişimsel bozukluk gibi psikiyatrik ya da nörolojik tanı alan çocuklar ile tanı almayan ancak geç konuşma, kekemelik, artikülasyon gibi konuşma problemleri, motor (hareketle ilgili) becerilerdeki gecikmeler, hareketlilik ve dikkat sorunları olan çocuklar gelişimleri ile ilgili eğitimsel desteğe gereksinim duyarken anne babalarının da hem konu hakkında bilgilendirilmeleri hem de çocuğa nasıl davranacakları, eğitiminde nelere dikkat edecekleri konularında yönlendirilmeleri gerekir.

  • Diğer Sorunlar:
    Yukarıda bahsedilen durumların dışında 3 yaştan itibaren gerçekleşmesi beklenen anne bağımlılığının halen devam ediyor olması, yaşıtlarıyla sosyal ilişki kurmakta, okul öncesi eğitim kurumuna uyum sağlamakta zorlanma gibi konularda da zamanında uzman yardımı almak sorunların ilerlemeden çözüme ulaşmasını sağlar.

      
Çocuklar İçin Bir Uzmana Ne Zaman Başvurmalı ?


      Çocuklar da biz yetişkinler gibi hayatlarının çeşitli dönemlerinde sorunlarla karşılaşabilir, sıkıntılar yaşayabilir ve bunlardan zarar görebilirler. Yetişkin dünyasında, fark edilen sıkıntıların ifade edilmesiyle birlikte aslında yardım süreci de başlar. Yetişkinlerin sorunlarını fark etmeleri ve çözüm yolu bulmaları, kendi istek ve ihtiyaçlarına göre düzenlenir.
Peki ya çocuklar? Onların sıkıntıları olduğunu anlamak bu kadar önemli ise, bir uzmandan yardım almanın doğru zamanı nedir? Ya da bu kadar net tanımlanmış zaman dilimleri var mıdır?

      "Kırmızı Bayraklar"
      Gelişim Basamakları
      Her çocuğun, doğumuyla, hatta daha öncesinden başlayan hayat yolculuğu, kendine ait bir gelişim çizgisi üzerinden devam eder. Doğum öncesi koşullar, annenin sağlığı, hamilelik süreci, doğum koşulları gibi etmenler, hayatın erken dönemlerine ait ilk bilgileri de beraberinde getirir. Yukarıda bahsedilen "gelişim çizgisi" aslında, her çocuğun yaşı ilerledikçe geçtiği yolların kilometre taşlarını içerir. Ancak her çocuğun da kendine ait bir hızı vardır. Önemli olan, çocuğun, yaşıtları kriter alınarak hazırlanmış gelişim basamakları ile kendi hızı arasında çok büyük bir fark olup olmadığıdır.
      Çocuk fiziksel/duygusal/sosyal/dil gelişimi alanlarına ait becerilerde sorun yaşıyorsa, öncelikli olarak, tam bir değerlendirme yapılarak sorun yaşanan alanlar ve beceriler tanımlanmalıdır. Ebeveynler, çocuklarının tüm bu alanlara ait becerilerinde bir gecikme ve/veya eksiklik görüyorlarsa, "büyüyünce geçer", ya da "ben de onun yaşında öyleydim" diyerek sorunu görmezden gelmemelidirler. Çünkü gelişim, birbirinden ayrı alanların bir arada oluşturduğu bir bütündür. Gelişimin bir alanında çıkabilecek bir sorun, ilerleyen dönemlerde de farklı sorunlara yol açabilir. Sorunlar daha küçükken çözülmediğinde ve ertelendiklerinde ise daha karmaşık bir hal alırlar ve bu nedenle çözüm daha da zorlaşır.

      Akademik Problemler
      72 aylık gelişimin tamamlanması ile başlayan okul maratonu, uzun yıllar sürecek bir dönemi kapsar. Okulun ilk yıllarında çocuklardan beklenen performans, içinde birçok becerinin barındığı bir bütündür. Çocuğun birçok beceriyi bir arada kullanması beklenir. Bunlar;

  • Dikkat ve konsantrasyon,
  • Çizgi ve okuma-yazma becerisi,
  • Sayı ve aritmetik becerisi,
  • Sosyal beceriler,
  • Planlama, organizasyon becerileridir.
      Tüm bu becerilerin içine, kendine yeterlilik, bağımsız bir birey olarak hareket edebilme, kişilik gelişimi gibi başka alanları da eklersek, okulun ilk yıllarında çocukların sorun yaşama olasılığının yüksek olduğu söylenebilir. Bu nedenle, ebeveynlerin ve eğitimcilerin yaşanabilecek sorunlara dair dikkatli ve gözlemci olmaları gereken alanlar şöyledir;
  • Çocuğun sınıf içinde uyumu (okul ve sınıf kurallarına uyabilme),
  • Derse konsantre olabilme becerisi,
  • Bilgiyi öğrenme ve gerektiğinde hatırlayabilme becerisi (kısa ve uzun süreli hafıza)
  • Yazı yazma hızı ve kalitesi,
  • Okuma hızı/kalitesi, okuduğunu anlama becerisi,
  • İşlem bilgisi ve problem çözme becerisi,
  • Sözel ifade,
  • Planlama/sıralama/organizasyon becerileri.
      İlerleyen okul yıllarında ise, bu alanlarda yaşanan sıkıntılar,
  • Uzun dönemli okul başarısızlığı,
  • Ödev ve sorumluluklarını geciktirme/yapmama,
  • Okul ile ilgili işlerden kaçınma gibi daha ciddi sorunlara dönüşebilir.
      Bu nedenle akademik alanda yaşanan sorunların ilk sinyallerinin alındığı anda değerlendirme yapılması ve uzman yardımı alınması oldukça önemlidir.

      Sosyal Beceriler

      Gelişimi basitten karmaşığa giden sosyal beceriler, çocuğun içinde bulunduğu duruma uygun davranabilmesini ve sahip olduğu becerileri duruma, zamana, yere göre yenileyebilmesini içerir.
      Çocuğun uyum yeteneği, mutluluğu ve kendine güveni sosyal iletişim sırasında gözlemlenebilecek özelliklerdir. Çocuğun kendini nasıl ifade ettiği, bağımlılık-bağımsızlık özelliği, problemlerle baş etme yetisi, ilişki içinde duyguları anlayabilme ve kendi duygularını ifade edebilme becerisi, kriz durumlarıyla ve problemlerle nasıl baş ettiği, saldırganlık dürtüsünü nasıl ifade ettiği, sosyal gelişime ait sorunların varlığını anlayabileceğimiz özelliklerdir. Bu alanlarda oluşabilecek sıkıntıların sıklığı, şiddeti ve çocuğun sosyal ilişkileri üzerindeki etkisi dikkatle gözlenmeli ve fazla yoğunlaşmadan bir uzman yardımı alınmalıdır.

      Duygusal Sıkıntıların Sinyalleri

      Çocukların iç dünyalarında yaşadıkları sıkıntıların sinyalleri çok çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Yemek-uyku-uyum sorunları, davranış sorunları, dikkat sorunları, tikler, takıntılı davranışlar, korkular, somatik belirtiler (karın ağrısı, kusma vb.), tuvalet problemleri, çocukların duygusal sıkıntılar yaşadıklarının sinyalleri olabilir.
      Bu tür belirtilerin bir uzman yardımına gerek duyduğu zamanın belirlenmesinde üç ana etken vardır;
1. Bu belirtiler ne zaman ortaya çıktı ve kadar zamandır görülüyor?
2. Bu belirtilerde (belirli durumlarda) artma/kötüleşme/şekil değiştirme gözleniyor mu?
3. Yaşanan bu belirtiler çocuğun günlük hayatını etkiliyor mu?
Bu üç soruya verilecek cevaplar, bir uzmana duyulan gerekliliği, verilecek yardımın türünü ve sürecini, yaşanan sıkıntıların sağaltımında kullanılacak metodları da büyük ölçüde belirleyecektir.

      Hayatın Krizleri

      Günlük hayatın, getirdiği bazı olaylar hayat krizi olarak yaşantımızda yerini alır, Boşanma, kayıp, kazalar, insan eliyle oluşan (terör-savaş vb) veya doğal felaket gibi olaylar, kardeş doğumu, okul değişikliği, taşınma gibi değişiklikler, çocukların psikolojik bütünlüklerini tehdit edebilir. Her çocuk, her krize farklı zamanlarda, farklı yoğunluklarda ve farklı şekillerde tepki verebilir. Yaşanan olaylarla ilgili olarak çocuk,
  • Hiç tepki vermiyor ya da aşırı tepki gösteriyorsa,
  • Günlük davranışlarında uyumsuzluk ön plandaysa,
  • İştah, uyku düzeninde farklılıklar ortaya çıkıyorsa,
  • Okul başarısında ani değişimler oluyorsa,
Tüm bu belirtiler, çocuğun günlük hayatının kalitesini düşürüyorsa bir uzmana ihtiyaç duyuluyor demektir. Tüm bu sorun alanlarına dair yaşanan sıkıntıları göz önünde bulundurmamak, sorunu görmezden gelmek/kabullenmemek sorunu ortadan kaldırmayacaktır. Aksine problemin büyümesine, çözümünün zorlaşmasına ve çocuklar üzerindeki etkisinin artmasına neden olacaktır.

      
Bir Ergeni Ne Zaman Danışmanlığa Yönlendirmek Gerekir ?


      Ergenlik dönemi kendi içinde değişimi ve iniş çıkışı barındırdığından, bir ergenin ne zaman danışmanlığa ihtiyacı olduğunu kestirmek zor olabilir. Bu zorluk özellikle aileler için geçerlidir. Çünkü depresyondaki bir genç evde enerjisiz, sıkkın ve sessizken, arkadaşlarının arasında daha aktif, konuşkan hale gelerek ailesini şaşırtabilir. Bu sebeple anne-babalar bazı önemli sorunları görmezden gelme eğiliminde olabilirler. Bu noktada okullara ve özellikle rehberlik servislerine çok önemli görevler düşmektedir. Okulların, çocukluk ve ergenlikte gelişmekte olan psikolojik sorunların saptandığı ve üzerine gidildiği birincil yer olduğu gerçeği artık iyice kabul edilmiştir. Okul, çocuk ve ergenin her gün devam ettiği, hem sosyal hem akademik yönünü ortaya koyduğu bir mekan olduğu için problemlerin burada saptanması çok daha kolay olmaktadır. Tespit edilemeyen bir problem çözüme kavuşamayacağı için okulların ve rehberlik servislerinin çocuk ve ergen ruh sağlığındaki yeri çok önemlidir. Anne-baba, rehberlik servisi ve uzman psikolog (ya da psikiyatrist) okul çağındaki çocukların sağlığını korumada birbirini tamamlayan bir takımdır. Kimi zaman problemi fark eden anne-baba, öğretmen, arkadaş ya da ergenin kendisi yardım almak üzere rehberlik servisine başvurur. Rehberlik servisi ergen ile görüşür ve duruma göre ergeni ve aileyi bir uzmana yönlendirir. Uzman danışmanlığa devam ederken rehberlik servisi ve aile ile iletişim içinde kalır. Böylece ergen bir "güvenlik çemberi"ne alınmış olur.

      Kimi zaman aile direkt olarak bir uzmana başvurur. Bu durumda uzman da gerek bilgi almak gerekse de bilgi vermek için rehberlik servisi ile işbirliği içine girebilir. Psikolojik danışman için bazen ergeni ve aileyi psikolog ya da psikiyatriste yönlendirmek zor olabilir. Kimi zaman danışmanın da problemin ciddiyeti ile ilgili kafası karışabilir ya da aileyi ikna etmekte zorlanabilir. Fakat ergenlerle çalışırken göz ardı edilmemesi gereken bazı durumlar vardır. Aşağıda bu durumlara kısaca değinilmiştir:

      Ergenler "ölüm" ve "intihar" konularına meraklı olabilirler. Bazı ergenler sadece sınırları test etmekten hoşlandıkları için intiharı deneyebilirler. Örneğin, az dozda ilacı aynı anda alarak (4-5 ağrı kesici) böyle bir girişimde bulunabilirler. Doz ya da girişim şekli ne olursa olsun, davranışın içindeki niyet, yaşamın sınırlarını test etmek, şansını denemektir. Bu davranış başkaları tarafından önemsenmezse, ergen bu dürtüsel girişimin sonucunu yaşamamış olur ve dolayısı ile öğrenme gerçekleşmez. Bu durumda ergenin yeniden intihar girişiminde bulunma riski vardır. ("Kimse beni önemsemedi. Bakalım bu kez ne yapacaklar?") Ayrıca ergen, bu girişimle bir derdi olduğu çağrısını da yapıyor olabilir. Bu çağrıya kulak asmamak, ergenin daha şiddetli ve duyulur çağrılar yapmasına yol açabilir. Böyle durumlarda mutlaka aile ile en kısa sürede görüşülmeli, durumun önemi anlatılmalı ve ergen bir uzmana yönlendirilmelidir.

      İntihar girişiminde bulunan ergenlerin yakın arkadaşları da aynı riski taşıyor olabilir. Ergenler birbirini taklit etmeyi sevdiklerinden, intihar girişiminde bulunan ergenin yakın arkadaşları ile de görüşmek ve intihar ile ilgili düşüncelerini almak iyi olur. Özellikle intihar girişimi başarılı oldu ise, bu görüşmeler sadece ergenin en yakın arkadaşlar ile değil, ulaşılabilen tüm arkadaşları ile (sınıf, servis, kulüp) yapılmalıdır. Bu görüşmeler sırasında, görüşülen ergenin intihar ile ilgili düşüncesi direk sorulmalı ve irdelenmelidir. İntihar düşüncesi fantezisel olarak bile var ise dikkate alınmalı ve ergen bir uzmana yönlendirilmelidir.

      Okuldaki bir öğrenci hastalık ya da kaza sonucu öldüyse, yakın arkadaşları takip edilmelidir. Sevilen ve kaybedilen kişiye karşı duyulan öfke, suçluluk ve boşluk duyguları, bazı ergenleri dürtüsel olmaya ve kendilerine zarar vermeye itebilir. Ergenlere zarar veren şey kararlılıklarından çok dürtüsellikleridir. O yüzden rehberlik servisi riske girmeyi seçmemeli ve en ufak bir şüphede aileyi uyararak, bir uzmana gidilmesi önerilmelidir.

      Vücuduna zarar veren (kesen, yakan) ergenlere dikkat edilmelidir. Kendine yönelik öfke ve şiddetin göstergesi olan bu davranış intihara kadar gidebilir. Ergenlerin kollarındaki izlere dikkat etmek ve şüphelenilen bir şey varsa, bu izlerin ne olduğunu sormak yerinde olur. Kendine fiziksel olarak zarar veren ergenin ailesi ile hemen görüşülmeli ve bir uzmanla irtibata geçmeleri için teşvik edilmelidir.

      Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ergenlerde gittikçe yaygınlaşmaktadır. Ergenler bunu sosyalleşmenin, kabul görmenin, "trendy" olmanın ve baş etmenin bir yolu olarak görebilirler. İntihar konusunda olduğu gibi bu konu da görmezden gelmenin maliyetinin yüksek olabileceği bir konudur. Ergenler sınırları test etmeyi severler ama aynı zamanda aradıkları asıl şey güvende olduklarına dair kanıtlardır. Bu yüzden kendilerini de rahatsız eden bir alkol ya da madde kötüye kullanımı eğilimleri varsa ve sizle kurduğu ilişkiye güveniyorsa, durumu size anlatabilir ve yardım isteyebilir. Hemen aile ile söz konusu problem görüşülmeli ve bir uzmana yönlendirmelidir.

      Eğer öğrencinin akademik başarısında ve ders takibinde kendinden beklenmeyen düşüşler varsa, bunun ardında bir duygusal neden olup olmadığı incelenmelidir. Bu durum, kimi zaman aile ya da arkadaş ortamına tepki olarak gelişmiş olabilir. Ergen hem okuldakilerin hem de ailenin görebileceği şekilde "bir problem var" çağrısını vermektedir. Başarısındaki bu düşüşün gözden kaçmadığı, kendisinin görüldüğü ve önemsendiği mesajını vererek, hayatında onu neyin rahatsız ettiği üzerine konuşmak gerekli olacaktır. Eğer depresyon söz konusu ise ergen mutlaka bir uzmana yönlendirilmelidir. Depresyondan emin olmadığınız ama problemin 2-3 haftayı geçkin süredir devam ettiği durumlarda aileyi ve ergeni bir uzmana yönlendirmek yerinde olacaktır.

      Aynı durum, ergenin bağlı olduğu arkadaş grubundan kopması için de geçerlidir. Ergenler, yaşadıkları değişimler sonucunda sık arkadaş değiştirebilirler ve bu bir dereceye kadar normal sayılabilir. Ancak ergen kaybettiği arkadaşlarını yerine yenilerini koyamıyorsa, kendini yalnız ve başarısız hissetme eğiliminde olacaktır. Özgüvenin sarsacak olan bu tip bir deneyimin, ergenin kişiliğinde kalıcı bir etki bırakabileceği hesaba katılmalıdır. Eğer rehberlik servisi yaptığı görüşmeler sırasında ergenin kendini değersiz, dışlanmış, reddedilmiş hissettiği izlenimine kapılırsa, öğrenciyi bir uzmanla görüşmek için teşvik etmek yerinde olacaktır.

      Ergenlik fiziksel olarak değişim içerisinde olunan bir dönem olduğundan, bazı ergenler henüz kendi görüntüleri ile uzlaşmamış olurlar. Özellikle kızlarda kilo çok önemli bir problem yaratabilir. Devamlı diyet yapan, bir dönem şişman bir dönem zayıf olan kız öğrencilere dikkat etmek gereklidir. Kendileri ile ve aileleri ile yeme alışkanlıkları konusunda görüşülebilir. Anorexia nervosa ya da bulimia nervosadan şüphelendiniz öğrencileriniz olursa, mutlaka bir uzmana yönlendirmek gerektiğini unutmayınız. Göz ardı edilen bazı yeme bozuklukları vakaları ölümle sonuçlanabilir.

      Ergenliğin zor olmasının diğer bir nedeni, aile içindeki diğer bireylerin de önemli bazı dönemlerden geçiyor olabileceğidir. Örneğin, anne-baba arasındaki problemler artmış ve çocuklar büyüdüğü için boşanma kararı alınmış olabilir. Büyükanne ve büyükbabaların hastalık ya da vefatları anne-babayı duygusal olarak olumsuz yönde etkiliyor olabilir. Anne menopoza girmiş ya da girmek üzere olabilir. Bu durumda ergen hem kendi değişimi ile hem de ailedeki bu tip değişiklik ve krizlerle baş etmek zorunda kalacaktır. Bu durumda ergenin hayatında sabit olan ve değer verdiği şeyler üzerine konuşmak, destek noktalarını anlamak gerekecektir. Değişimleri nasıl karşıladığı ve ne şekilde baş etmeye çalıştığını irdelemek önemlidir. Eğer ergen gittikçe evden uzaklaşıyor, huzuru kendine zarar verebilecek alışkanlık ya da ortamlarda arıyorsa, ergeni ve aileyi bir uzmana yönlendirmek gerekir.

      Birçok genç derse geç girme, ödev yapmama, arkadaşı ile ders ortamında tartışma gibi davranışlarla okul kurallarına karşı gelebilir. Belli bir ölçüye kadar "karşı gelmek", "kural tanımamak" ergenlik sınırları içinde normal kabul edilebilir. Bir anlamda ergen hem özerkliğini ortaya koyuyor hem de sınırları test ediyordur. Fakat okul kurallarına uymak konusunda sürekli problem yaratıyorsa, bunun altında yatan nedenlere bakmak gerekir. Kurallara uymakta zorlanan ya da bilinçli olarak kuralları bozan genç, bir uzman tarafından ele alınmazsa, okul dışındaki ortamlarda da topluma uyum göstermek konusunda zorlanır. Böylece hem kendini yalnızlığa ve başarısızlığa iter hem de toplumun huzurunu riske eder.

      Eğer ergenin kronik bir fiziksel rahatsızlığı varsa (şeker, böbrek hastalığı vb.) rehberlik servisi mutlaka bu rahatsızlığın ergenin psiko-sosyal yaşantısını nasıl etkilediğini irdelemelidir. Ergenle yapılan görüşmede, bu rahatsızlığın sosyal yaşamını olumsuz etkileyip etkilemediği, kendine verdiği değerde bir eksiklik yaratıp yaratmadığı üzerinde durulmalıdır. Aynı zamanda bu rahatsızlığın ergenin geleceği ile ilgili düşüncelerini şekillendirmede bir karamsarlık ya da umutsuzluk hissi verip vermediği anlaşılmaya çalışılmalıdır. Bunlar söz konusu ise bir uzmana yönlendirmek yerinde olur. • Kişiliklerinin gelişim sürecinde olan ergenler, dışarıdan gelen yorumlara karşı çok hassastırlar. Ayna karşısında, başkalarından gelecek yorumları düşünerek saatlerini geçirebilirler. Eleştirilmek, yanlış ya da gülünç bulunmak konusunda çok kırılgandırlar. Bu yüzden kendilerine dışarıdan bakma ve beğenmeme eğiliminde olabilirler. Çocuklukta bazı temel sosyal becerileri edinememiş ergenler için bu durum çok zorlayıcı olabilir. Gülünç bulunmamak, reddedilmemek için topluluk içinde konuşmaktan, başkalarının dikkatini çekecek şeyler yapmaktan kaçınırlar. Bu durum onları iyice pasifize ederek, sosyalleşmelerine ve bu tip beceriler kazanmalarına sekte vurur. Arkadaş edinmekte, yeni insanlarla tanışmakta zorlanırlar. Eğer ergen bu konularda zorluk yaşıyorsa ve bu zorluk nedeni ile öz değerini küçümseyip, akademik ve sosyal alanlarda başarısız hissediyorsa, bir uzmana yönlendirmek faydalı olacaktır. Ergenlik döneminde gözden kaçan bu tip problemler, yetişkinlikte daha ciddi boyutlu psikolojik problemlere yol açabilir.
      
Yetişkinlerin Danışmanlığa İhtiyaç Duyabilecekleri Durumlar Nelerdir ?


      Bazen hayatımızdaki koşulların bizi çok zorladığını ve çıkmaza soktuğunu hissederiz. Bazen de her şey oldukça yolunda görünür ama yine de iç dünyamızda huzursuzluk, kaygı, yetersizlik gibi negatif duygular yaşarız. Üstelik bu duyguların kaynağını ya da nasıl yok edileceğini bilemeyiz. Her iki durumda da bireysel danışmanlık, kendimizi ve yaşadığımız sıkıntıyı anlamaya ve anlamlandırmaya yardım eder ve çözüme doğru giden yolda bize rehberlik eder. Danışmanlığın temel hedefi kişinin farkındalık düzeyini yükseltmektir.

      Mavi Pedagoji ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi, aşağıdaki konularda bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir.

      Annelik-kadınlık sorunları:
  • İnfertilite (kısırlık) Dönemi ile Başaçıkma
  • Doğum Sonrası Depresyon
  • Loğusalık Dönemi Sıkıntıları
  • Hamilelik Dönemi Kaygıları
  • Doğumla İlgili Kaygılar
  • Menopoz Dönemi ile Başaçıkma
      Kaygı Bozuklukları:
  • Panik Atak ve Panik Bozukluk
  • Yaygın Anksiyete Bozukluğu
  • Sosyal ve Spesifik Fobiler
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • Obsesif-Kompulsif Bozukluk
      Duygu Durum Bozuklukları:
  • Depresyon ve Bipolar Bozukluk
  • İntihar düşünceleri
      İlişkisel problemler:
  • Aile ve Aile İçi Çatışmalar
  • Evlilik sorunları
  • Boşanma dönemi
  • Çocuklarla yaşanan sorunlar
  • Erkek/kız arkadaşlarla yaşanan sorunlar
  • İş ilişkilerinde yaşanan sorunlar
  • Günlük Stresle Başaçıkma
      Kayıp ve Yas:
  • Kayıp yaşamak ve psikolojik etkileri
  • Yas dönemi
      Diğer:
  • Çalışma Hayatının Psikolojik Etkileri
  • Medikal Rahatsızlıkların Psikolojik Etkileri
  • Yaşamdaki değişim dönemleri ve krizlerle başetme
  • Kişisel gelişim
© 2013 | Design by Görsel Sunum