Ayşe Nur Tekçe


Çocukluk Dönemi Yas ve Kayıpla Başa Çıkmak

Kaybedilen nesne bir oyuncak dahi olsa, bu durum çocukta kontrolünün elinden gittiğini hissetmesine, dünyanın öngörülemez ve tehlikelerle dolu olduğuna dair inancın yerleşmesine neden olur. Terk edilme ve çaresizlik gibi bilinçdışı korkuları uyandırır ve çocukta öfke yaratır.

Yas, sadece ölüm sonrası yaşanmaz. Aynı zamanda çok sevdiği bir şeyin sonsuza dek ortadan kaybolması, ev, okul, öğretmen değişikliği, anne-baba boşanması gibi durumlardan sonra da yaşanır. Yas esnasında çocuğun tepkilerini anlayabilmek, onu destekleyebilen bir yardımcı rol olarak çocuğun yanında olabilmek, çocuğun gelecek dönemlerde yaşayacağı kayıplarla sağlıklı bir şekilde baş edebilmesi için ona yardımcı olacaktır.

Bir deyişe göre, iyi bir anne yalnızca yaslanılacak birisi değil, aynı zamanda yaslanmayı gereksiz kılacak birisidir. Bir yetişkin olarak kayıplarla baş edebilmenin tek yolu, çocukluk döneminde acılar karşısında anne babadan güveni, şefkati ve sakinliği alabilmek, zor duygulardan kaçmamak, dolayısıyla kayıpla baş etmeyi öğrenebilmektir. Son dönemlerde klinik çalışmalarda da fark ettiğim şeyler, bu konu hakkında yazmama neden oldu. Kliniğe gelen bazı anne babaların (oldukça iyi niyetli bir şekilde) çocukların üzüntüsüne, korkusuna tahammül etmekte zorlandığını, bu duygulara izin vermek yerine hemen çocuğu mutlu etmek için çabaladıklarını gördüm. Kedisini kaybeden bir çocuğa, hemen ertesi gün kedi alındığını öğrendim. Çocuk artık ağlamıyor, yeni kedisi ile ilgileniyor gibi görünüyordu. Fakat görüşmelerde ortaya çıkan şey, yoğun bir suçluluk duygusuyla baş etmeye çalışıyor, aynı zamanda kedisinin öldüğünü yok sayıyor ve gelen yeni kediye öfke duyuyor olmasıydı. Başka bir ailede, aile büyüklerinden birinin hayatını kaybettiği, çocuktan saklanıyordu. Çocuk bir süredir okulda problem yaşıyor, öfke nöbetleri geçiriyordu. Sevdiği birinden ya da bir nesneden ayrılmak çok zor bir yaşam olayıdır. Bu kadar zor bir olayı yaşadıktan sonra, çocukların üzülmemesini beklemek gerçek dışı olur. Çocukları acılar karşısında korumaya çalışmak, uzun vadede onlara yardımcı olmak yerine bir yetişkin olduklarında da acıyı taşımakta zorlanmalarına, zor durumlarla baş edememelerine neden olur.

Çocukların ölümü anlayışı, çocuğun hangi gelişim basamağında olduğuna göre değişir. Özellikle erken dönemdeki çocuklar, ben merkezci olduklarından ve olan bitenleri kendileriyle ilgili gibi algıladıklarından hayal ettikleri her şeyin gerçek olabileceğine inanırlar. Anne-babaya ya da aile büyüklerinden birine öfke duyan çocuklar, suçluluk duyabilirler ve ailelerinin başına bir şey gelecek endişesi taşıyabilirler. Onları kaybettiklerine dair rüyalar görebilirler. Bu karmaşık duyguları anlamak ve bunlarla baş etmeye çalışmak zorlaşır.

Çocukların kayıp ve yasla başa çıkması konusunda destek olabilmek için, öncelikle gelişim basamağına uygun davranılmalıdır. 0-2 yaşındaki çocuk için rutinleri sürdürmek, güvende olduğunu hissettirmek, çocuğu şefkatle yatıştırmaya çalışmak iyi olacaktır. 2 yaşından 7 yaşına kadar olan süreçte kayıp hala muallakta kalır, çocuk kaybedilen kişinin bir şekilde geri döneceğine dair hayaller kurabilir. 7 yaşından itibaren çocuk ölümü, ölen kişinin bir daha geri dönemeyecek olduğunu anlayabilir. Çocuğa açıklamayı, onun temel bakımı üstlenen kişinin (hayatta ise ebeveynler, değil ise çocuğun bakımını üstlenen kişi) yapması en uygunu olur. Ebeveynlerden biri ajite haldeyse, daha sakin kalabilen, kapsayıcı, duyguları regüle edebilecek kişinin bu durumu üstlenmesi daha güvenli olur. Çocuğa bir kaybın tam da onun hissettiği gibi üzüntü ve endişe barındırdığını ama aynı zamanda kaybedilen nesneyle ilgili iyi şeyleri de hatırlayıp gülebileceğimizi, hissettirdiği acının kalıcı olmadığını içeren mesajları verebilmek gerekir.

Ebeveynlerin yapması gereken ilk şey duyguyu anlamaya çalışmak ve çocuğa bu duyguların normal ve konuşulabilir olduğunu yansıtmaktır. Üstünü kapatmadan, doğmak gibi ölümün de hayatın içinden olduğunu, korkutucu dahi olsa, insanın esnek becerileri sayesinde zorlu olayların üstesinden gelebilecek varlıklar olduğunu çocuğa anlatmak gerekir. Kayıp yaşadıktan sonra üzülmemenin mümkün olmadığı ve hatta böyle bir şey mümkün olsaydı bile bunun bizleri robotlardan farksız kılacağı, bir yandan da üzüntü de dahil hiçbir duygunun sonsuza kadar sürmeyeceğini konuşmak oldukça önemlidir. Yapılması gereken, çocuğu üzüntüden, öfkeden, endişeden korumaya çalışmak yerine, duygu ve düşüncelerinin ortaya çıkabilmesi için cesaretlendirmek, anlatabilmesi için alan yaratmak, bu esnada da oldukça sabit, sakinleştirici ve anlayışlı olarak çocuğun yanında olmaktır. Çocuk, gerçek bir kayıp yaşadıysa, güvende hissetmesini sağlamak ilk kuraldır. Kaybı saklamaya çalışmak, çocukta yıllar boyu sürebilecek güvensizlik yaratır. Durumu çocuğun yaşına uygun ve oldukça sade şekilde anlatmak, sonrasında onun verdiği tepkileri, oynadığı oyunları izlemek gerekir. Oyunun iyileştirici gücünü kullanmak faydalı olacaktır.

Çocuklar için Yas Temalı Kitap Önerileri

Elveda Bay Muffin, U. NILSSON, A. TIDHOLM
Evcil Hayvanımla Vedalaşıyorum, M. E. HEEGAARD
Çok Sevdiğim Bir Yakınımı Kaybettim, M. E. HEEGAARD
Minik Rakun ve Anılarla Dolu Meşe Palamudu, A. PENN
Dedemin Adası, B. DAVIES
Ağlamak Güzeldir, G. RINGTVED