belgin temur


Sınıfta Neler Oluyor ?

SINIFTA NELER OLUYOR?
(SINIF İÇİ İLETİŞİM)

Sınıf ortamı çocukların sosyal yaşamda karşılaştıkları ev dışında ilk gerçek sosyal ilişki ortamıdır. Sosyal kurallar ve grupla sosyal ilişki ilk kez sınıf ortamında öğrenilir. Bir grubun parçası olma,  sosyal kabul görme gibi insana ait en temel ihtiyaçlar ilk kez sınıf ortamında karşılanır. Ayrıca çocukluğun psikolojik gelişim aşamalarının en önemlilerinden biri olan benmerkezcilikten sosyalleşmeye geçiş süreci de önce anaokulu sınıfında ardından da ilkokul sınıfında yaşanır. Çocuk, kendi ihtiyaçlarını geciktirmeyi, sırasını beklemeyi, başkalarının ihtiyaçları ile kendi ihtiyaçları çakıştığında başkalarına da öncelik verebilmeyi bu sayede öğrenir. Çünkü bu sınıfta kabul görmenin en önemli yoludur. 

Sınıf ortamı bireyler arası iletişimin de en yoğun yaşandığı ortamdır. Çocuk hem yaşıtlarıyla sosyal ilişkiler kurup geliştirmeyi öğrenir hem de öğretmenleriyle yani otoriteyle ilişkiyi öğrenir. Hangi davranışlarının kabul görüp onay ve takdir gördüğünü hangi davranışlarının yadırganıp eleştirildiğini yaşayarak öğrenir. Yeteneklerini, farklılıklarını grup sayesinde daha fazla keşfeder. Bu sayede bireyselleşirken bir yandan da kişiliğini oluşturur. İlkokul yaşlarından itibaren grup tarafından kabul görmek çok önem kazanır. Bu nedenle genellikle çocuklar gruba uyum gösterme eğiliminde olurlar. Benmerkezcilik özelliğini sürdüren ve grup halinde iletişime hazır olmayan çocuklar hem ciddi uyum sorunları gösterebilirler hem de sınıf içinde bazı davranışsal problemleri olabilir. Çünkü sosyal uyum göstermeyen çocuğu grup da dışlama eğiliminde olacaktır ve bu da çocuğun daha fazla problem yaşamasına neden olacaktır.

Sınıfta Genel Yapılanma
Sınıfta otoriteyi temsil eden kişi öğretmendir. Sınıf kurallarını öğretmen belirler, kuralların nasıl uygulanacağına karar verir ve uygulanıp uygulanmadığını kontrol eder. Bu nedenle öğretmenin kişiliği, tutarlılığı, esnekliği, genel tavrı sınıfın yapılanması konusunda çok belirleyicidir. Görünüşte bütün sınıflarda aynı tür yapılanma varmış gibi gözükse de tek tek incelendiğinde öğretmen faktörünün yapılanmayı değiştirebileceği görülmektedir. Kurallara uyum, yapıcı bir şekilde destekleniyorsa, çocuklar sorun çözebilmeleri konusunda destek görüyorlarsa hem çocuklar arasında sorun yaşanma olasılığı artacaktır, hem de genel uyum konusunda zorluklar yaşanmayacaktır. Bir arada olmaları ve ekip halinde çalışmaları desteklenen çocuklar birlikte çözüm bulma yeteneklerini geliştirebilirler ve bu sayede sınıf içinde yaşanan yıkıcı rekabet duygusu daha olumlu şekle dönüşerek başarı odaklı bir rekabete dönüşebilir. Öğretmen tarafından desteklenen sınıf içinde övülen çocuklar her zaman diğer çocuklar tarafından daha popüler görüleceklerdir. Tam tersi olarak öğretmen tarafından sık sık olumsuz yönleri ortaya çıkarılan, vurgulanan çocuklar ise sınıf içinde daha az kabul gören çocuklar olacaklardır. Sınıftaki hiyerarşiyi belirleyen genellikle budur. 

Sınıf İçi İlişkiler

Çocuklar ilkokul çağlarında genellikle kendi cinsiyetlerinde arkadaş edinme eğilimindedirler. Benzer ilgilerinin olması bu arkadaşlıkları sürdürme olasılığını da arttırmaktadır. Bazı çocuklar daha dışadönük olurlar ve ilişki kurmakta, arkadaş bulmakta zorluk yaşamazlar. Başka çocukları kendiliklerinden oyunlarının içine çekebilme yetisine sahiptirler. Bazı çocuklar ise daha içedönüktürler ve kendi başlarına bir başka çocuğa yanaşıp oyun oynamak istediklerini ifade edemeyebilirler. Ancak başka bir çocuk ilk adımı attığında ona katılabilirler. Hatta bazen kendilerine oyun ve arkadaşlık teklif edilmesine rağmen kabul etmekte ve yakınlaşmakta güçlük çekebilirler. Genellikle arkadaşlıkların başlangıcında dışadönük çocukların daha etkili oldukları bilinmektedir. Ancak bu arkadaşlığın ve başlayan ilişkinin sürdürülmesinde çocukların kişilik özelliklerinin ve sosyal gelişmişliklerinin daha belirleyici olduğu bilinir. Oyunlarda kurallara uyan, bekleme sabrı geliştirmiş, yenilmeye tepki göstermeyen, paylaşımcı, gerektiğinde lider de olabilen çocukların kurulan arkadaşlıkları sürdürme olasılıkları artmaktadır. Diğer çocuklar tarafından da daha fazla tercih edilen çocuklar olmaktadırlar. Daha uyumsuz, kavga eğilimi olan, benmerkezci eğilimini sürdüren, hep yönetmek isteyen, kuralları kendi belirlemek isteyen, yenilmeye tahammülsüz, hep talep eden rolde olan çocuklar ise daha az kabul edilen ve daha az ilişki kurulan çocuklar olmaktadırlar. 

Sınıfta ciddi davranış ve başarı problemi yaşayan çocuklar bazen kendileriyle benzer özellikler gösteren çocuklarla ilişki kurma eğiliminde olmaktadırlar. Bu daha çok kendilerini iyi hissetmek ve yalnız hissetmemek için tercih ettikleri bir şey olmaktadır. Bu sayede hem uyarı aldıkları konularda yalnız olmadıklarını hissetmekte hem de bunu başkalarına da gösterme fırsatı bulmaktadırlar. 

Bazı çocuklar da henüz grupla ilişki kurmak konusunda yeterli beceriye sahip değildirler. Bir grubun parçası olmaya henüz hazır değillerdir. Bu durumda tek ilgi alma ihtiyaçlarını karşılamak için hep öğretmenin etrafında dolanırlar. Sadece öğretmenle ilişki kurma eğilimindedirler. Bu çocuklar öğretmen kendileriyle kısa süre bile ilgilenmese mutsuz ve yalnız hissedebilirler. 

Öğretmenin Sınıf İçindeki Rolü Ne Olmalı?
Kuralı belirleyen kişinin öğretmen olması sınıf içinde kurallar ihlal edildiğinde kontrolün de öğretmen tarafından yapılması sonucunu doğurmaktadır. Genellikle de çocuklar otorite figürü yanlarındayken istendiği gibi davranmakta yalnız kaldıklarında ise kuralı bozmaya eğilimli olmaktadırlar. Oysa otokontrol özelliği gelişmiş çocuklar hem kurala uymakla ilgili sorun yaşamazlar hem de diğer çocuklarla ilişkideyken ortaya çıkan sorunlarla bir başkasının yardımı ve müdahalesi gerekmeden baş etme gücüne sahip olabilirler. Otokontrol özelliği gelişmemiş bir sınıf ortamında çocuklar genellikle çıkan sorunlarda birbirlerini öğretmene şikayet etme eğilimindedirler. Öğretmen de böyle bir durumda ne yapılması gerektiğini söyleyen kişi durumunda olmaktadır. Bu durumda çok basit problemlerde bile çocuklar ya şiddete başvurmakta ya da bu konuda yeterince güçlü hissetmiyorlarsa hemen bir yetişkinin yardımına başvurmakta ve böylece kendi kendilerine sorun çözme becerisi geliştirememektedirler. Öğretmen çıkan problemlerde kime ne yapmasını söylemek ya da kuralı hatırlatmak yerine çocuklara bu yaşadıkları sorunla ilgili olarak kendilerinin nasıl bir çözüm düşündüğünü sormayı tercih etmelidir. Sorun çözmeye alışkın olmayan çocuklar başlangıçta etkili çözümler bulamayabilirler ama fırsat verildiğinde çocuk küçük yaşlardan itibaren çocukların kendi ilişkilerinde çıkan sorunları çözmek konusunda becerilerinin olduğu bilinmektedir.

Öğretmenin en önemli fonksiyonu sınıf içinde eşitliği sağlamaktır. Başta da belirtildiği gibi öğretmenin çocuklara tek tek tavrı çocukların sınıf içindeki yerinin belirlenmesinde çok önemli olmaktadır. Çocukların bireyselliklerine önem veren, her birinin farklı yetenek, ilgi ve kişilik özelliği olduğunu unutmadan her birini kendi içinde ilerletmeyi hedefleyen bir tavır içinde olan bir öğretmen tüm çocukların eğitimden ve öğretimden eşit oranda faydalanmasını sağlayacaktır.  Ayrıca her soruna müdahale etmek yerine çocuklara kendi sorunlarını çözmek konusunda destek vermek yönündeki bir tavır öğretmenin enerjisini gereksiz yere harcamasına da engel olacaktır. 
Çocuklar Sınıfta Yalnız Hissettiklerinde…
Sosyal kabul görmenin önemi düşünülürse çocukların sınıfta tercih edilmeyen, istenmeyen çocuk konumuna düşmeleri ciddi sıkıntıların yaşanmasına neden olabilir. Bazen başarısızlık, bazen yetersizlik hissi çocuğun dışlanmasıyla üst üste gelebilir. Bu da çocuğun içine kapanmasına neden olabilir. Bu durumda önce çocuğun sorununun ne olduğunu belirlemek önemlidir. Aile ile de ilişki kurulup benzer davranışların ve sorunların okul dışı ortamlarda da yaşanıp yaşanmadığını araştırmak önemlidir. Çünkü çocuklar bazen farklı ortamlarda farklı davranabilirler. Bunu belirlemek sorunun ortama bağlı olup olmadığını saptamak açısından önemlidir. Kabul görmeyen ve bu nedenle sorun yaşayan bir çocuğu yeniden popülarize etmek, onun değişik yönlerini ortaya çıkarmak, sınıfta yeni başarabileceği sorumluluklar vermek, onu arkadaşlarının yanında başardığı konularla ve olumlu özellikleriyle ilgili övmek, onun da dahil olacağı bir çalışma ekibi belirlemek, ders dışında da bir arada çalışmaları konusunda ödev vermek etkili olabilmektedir. Ancak çocuğun okul başarısızlığı çok belirgin ise, başka ruhsal ve davranışsal sorunlara ait belirtiler gösteriyorsa, başlangıçta aile ile iletişim kurmak ve profesyonel bir destek konusunda yönlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.