belgin temur


Sosyal Derslerin Öğrenilmesinde Ailenin Rolü

Sözel yeteneği fazla gelişmemiş çocukların sosyal derslerde de başarılı olamadığı bir gerçek ama kader değil. Bu çocuklar anne babalarının da desteğiyle sosyal derslere ilgi duyabilir ve bu alanda başarılı olabilirler. Pedagog Belgin Temur, ailelerin çocuğun sosyal dersleri öğrenmesine sağlayabilecekleri katkıları anlatıyor.

Her çocuğun zihinsel yapısının birbirinden farklı olduğu bilinmektedir. Bazı çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren fene ve bilime düşkün olduklarını belli ederler; kimileri 
sayılarla çok iyi anlaşır ve matematiğe yeteneklidir. Bazıları ise okuma ve yazmaya daha meraklıdırlar ve bu da sosyal konularla daha fazla ilgili olmalarına, dolayısıyla bu konuda daha fazla bilgi ve deneyime sahip olmalarına neden olur.

Çocuğunuzun zihinsel yapısı önemlidir
Okuma yazmaya ve sosyal konulara ilgiyi ve sevgiyi belirleyen en önemli faktör, çocuğun zihinsel yapısıdır. Zekanın birçok bileşeni olduğu bilinmektedir ve bazı çocukların sözel zekasının daha fazla gelişmiş olduğu, dolayısıyla okuma-yazma becerisini ve sosyal öğrenmeyi kolaylaştıran zihinsel özelliklerinin daha önde olduğu, bazı çocukların ise daha çok göz-el koordinasyonu ve mekansal yetiler gibi performans becerilerinin daha fazla gelişmiş olduğu bilinmektedir.

Malzemeleri görselleştirin
Çocuğa öğretilmesi gereken malzemeler mümkün olduğunca görselleştirilmeli ve pratik örnekler olmalıdır. Örneğin; bitkilerde üremeyi öğretmek için bu konudaki bir parçayı okutmak yerine; doğadan örnekler göstermek, resimli ansiklopediler kullanmak her zaman daha etkili olacaktır. Çocukların her birinin ilgi duydukları ve keyif aldıkları bir öğrenme biçimi mutlaka vardır ve genellikle görsel malzemeler çocukların ilgisini çeker. Çocukların standart metotlarla öğrenmeye zorlanması derse ve konuya motivasyonlarının azalmasına neden olacaktır. Özellikle ilkokul çağları için okumak, genellikle bir konuyu öğrenmek için kullanabilecek en keyifsiz ve en yetersiz yoldur. Böyle bir yaklaşımında okumanın önemsiz olduğu ya da desteklenmesine gerek olmadığı düşüncesi de çıkarılmamalıdır elbette. Tam tersine her çocuğun okumaya teşvik edilmesi tartışılmaz bir gerekliliktir. Ama okumayı sevdirmeye çalışırken yanlış metotlar kullanıldığında, çocuğun okumaktan tamamen soğuması mümkün olabilmektedir. En uygun yaklaşım okunan malzemeye resimler eklemektir. Ya da okunacak bölümü parçalara ayırarak, her okunan bölümün ardından çocuğun kafasında beliren bir resim çizmesi gibi bir metot kullanabilir.
Sözel yetilerini geliştirin 
Eğer çocuğunuzun sözel yetileri gelişmişse, genellikle sosyal derslerin öğrenilmesinde fazla bir sorun yaşamayacaktır. Yaşanabilecek sorunlar genellikle yetersiz çalışma alışkanlığıyla ya da başka ruhsal veya davranışsal problemle açıklanacak sorunlar olacaktır. Ama eğer zihinsel yapısı itibariyle sözel yetileri performans yetileri ile karşılaştırıldığında daha az gelişmişse ya da sözel öğrenme konusunda sıkıntıları varsa bu durumda aile ve öğretmene çok fazla görev düşmektedir. Okumayı sevmeyen, yazmaktan hoşlanmayan ve bir şekilde okuma ve yazmayı en aza indirerek okul hayatını devam ettiren çocuklar ve yetişkinler çevremizde mevcuttur. Bu bireyler zihinlerinin farklı özelliklerini kullanarak farklı başarılı olma metotları geliştirmektedirler. Ama okul sistemi okuma-yazma ve sosyal öğrenmeye çok önem veren ve yapısı işitsel öğrenmeye göre hızlanan bir sistemdir. Bu nedenle özellikle ilkokul yıllarında çocukların sözel öğrenme ile yaşadıkları sorunlar genellikle okulda başarılı olmalarını güçleştirmektedir. Ailenin desteği bu noktada çok önemlidir.

Ansiklopedi kullanmayı öğretin
İlkokul çağlarında çocuğa ansiklopedi kullanmayı öğretmek, sosyal derslerin öğretilmesinde önemlidir. Özellikle ilkokul çocukları için hazırlanmış, güncelleştirilmiş resimli ansiklopediler hem ilgi çekici olmakta hem de araştırarak bulunmuş bir bilgi olması itibariyle çocuk için fazlasıyla akılda kalıcı olmaktır.

Araştırmaya yönlendirin
Sosyal derslerin öğrenilmesi ayrıca araştırma yapabilme becerisi de gerektirir. Çocukların 3-4 yaşlarından itibaren bilgi edinmek için araştırmalarını desteklemek de önemlidir. Deneyim yaşamasına fırsat verilmeyen, sürekli korunan, çocukların büyüdüklerinde de denemek ve araştırmak konusunda çekincelerinin olduğu bilinmektedir. Yuva çağlarında çocuklar doğada ve çevrelerinde olup bitenleri fazlasıyla keşfetme eğilimindedirler. Yuvaya giden çocuklar yaşayarak öğrenme konusunda daha şanslıdırlar. Yuvaya gitme fırsatı bulamayanlar ise ancak anne babaları tarafından desteklenirse bu deneyimi yaşayabilirler. Bu yaşlardan itibaren çocuğun doğayla ve çevreyle ilgili aklına gelen her sorunun cevabını keşfetmeye çalışması desteklenmelidir. Örneğin; çocuk yağmurun nasıl yağdığını anlamaya çalışıyorsa, bununla ilgili evde bir deney yapılabilir, ardından bu konuda bir belgesel izlettirilebilir ve belki bir ansiklopedisinden yağmurun oluşumunun çizerek anlatılmış şekli çocuğa gösterilerek anlatılabilir. Bu yolla çocuk merak ettiği bir konuda bilgi edinmek için çeşitli yollar olduğunu öğrenecek ve bilgiye ulaşmak için nasıl bir çaba içine girmesi gerektiğini öğrenme fırsatı bulacaktır.

Tarihi yerleri gezdirin
Birçok anne babanın özellikle büyük şehirlerde çocuklarını çarşıya, pazara, sinemaya, eğlence mekanlarına götürdükleri; ama bunun yanı sıra tarihi ya da kültürel konularda çocukları bilgilendirecek ve görerek öğrenmelerini sağlayacak türdeki müze-saray vb. gibi yerlere pek götürmedikleri görülmektedir. Özellikle İstanbul da yakın tarihi öğrenmeyi çok kolaylaştırabilecek birçok tarihi ve kültürel mekan bulunmaktadır. Ancak İstanbul daki çocuklar bile tarihi genellikle tarih kitaplarından okuyarak öğrenmek zorunda kalmaktadır.


Model olun 

Tüm diğer eğitimsel konularda olduğu gibi sosyal konuların öğretilmesinde de ailenin model olması çok önemlidir. Anne babasının ilgi duyduğu araştırdığı ve yaşam biçimine taşıdığı konular, elbette çocuğun da ilgisini çekecektir. İlgisini çekmediği durumlarda bile içinde yaşadığı ortam çocuğu, öğrenme açısından olumlu etkileyecektir.